Hakkımızda

Resim

Yaşam ağacı, ölmez ağaç, barış ağacı gibi güzel sıfatlarla anılan zeytin ağacı,  40.000 yıl öncesine dayanan, efsanelere konu olan kutsal bir ağaçtır.

Zeytin ağacının hikâyesi rivayetlere konu olmuştur. Bir rivayete göre Nuh Peygamber’e dayanır. Tufanla cezalandırılan insanlık, dünyada hayatın normale dönüp dönmediğini anlamak için yeryüzüne beyaz bir güvercin gönderirler. Güvercin ağzında zeytin yüklü bir zeytin dalı ile geri döner. Böylece insanlar arasında barış sağlandığına inanırlar. O günden bugüne güvercin ve zeytin dalı barışın simgesi olarak kabul edilmiştir.

 

Yeryüzünde yetişen ilk ağaç zeytin ağacıdır. Dört mevsim gelir geçer ama dallarında gri, yeşil yaprakları dökülmeden durur. Akdeniz’i ve Ege’yi sever. Kendine özgü kokusu, sarı ve beyaz çiçekleriyle baharı karşılar. Yaz aylarında çiçekler meyveye dönüşmeye başlar. Daha sonra meyveler olgunlaşır. Zeytin ağacının hasadı, kararmanın kabuktan meyve etine geçtiği Kasım aylarında yapılır. Verimli bir ömrün sonunda boşalan gövdesi kurur. Daha sonra köklerinden yeşeren sürgünler yeniden yeni bir ağaca dönüşür.

 

Boyu 2-10 metre arasında değişen zeytin ağacı genellikle 300-400 yıl gibi uzun ömürlü bir bitkidir. Zeytin ağacının 2000 yıl yaşayanları olması, kuraklıktan etkilenmeyen bir bitki olmasındandır. 

İşte burada devreye doğada kendiliğinden olan bir fermantasyon olayı sonucu ortaya çıkan hurma zeytin girmektedir. Batı Anadolu’da özellikle de İzmir’in Urla-Çeşme-Karaburun Yarımadası’nda yaygın bir şekilde oluşan hurma zeytin ayrıca Datça Yarımadası, Aydın, Kemalpaşa, Artvin, Nizip, kıta Yunanistan’ı, Girit gibi yerlerde de oluştuğu bilinmektedir. Hurma zeytinin en önemli niteliği zeytin taneleri daha ağaçta iken, yörenin ekolojik koşullarının yardımıyla yenecek duruma gelmesidir. Zeytin tanesinin rengi siyahtan sarımsı kahverengine dönmekte, tane buruşmakta ve koyu renkli bir hurma tanesine benzemektedir. Bu nedenle hurma denilen bu zeytinin renginin değişerek tatlanmasına neden olan ise Phomo olea adlı bir mikroorganizmanın zeytin tanesi üzerinde üreyerek acılığı veren glikozitleri parçalamasıdır.

 

Yarımada sakinlerinin çok iyi bildiği bu olay, Ekim, Kasım ya da Aralık aylarında, hava koşullarının uygun gitmesi halinde bir gecede meydana gelmekte ve zeytin tanesi yenebilecek duruma gelmektedir. Yöre insanının anlatımına göre; “Akşam hava sıcaklığı 10°C’ın üzerinde olacak, denizden tuzla yüklü nemli bir rüzgar esecek, havada azıcık da sis olacak ve gece bu koşullara maruz kalan zeytin tanelerinin üzerine sabah güneş açacak. İşte bütün bunlar oldu muydu zeytin tanesi bir gecede hurma olur.” Karaburun insanının gözlemleri sonucu anlattığı bu olay aslında bilimsel bir gerçeğe de temas etmekte. Sonuç olarak burada gerçekleşen, mikrorganizmanın yani Phomo olea’nın üremesi için gereken koşulların oluşması ve sonra da güneş açıp, sıcaklık yükselip, nem ortadan kalktığında da bu koşulların yok olmasıyla mikrorganizmanın faaliyetinin sona ermesi ve elde yenebilecek kıvamda bir ürünün kalması.

Doğayı gözlemlemenin insanoğlunun başka birçok buluşunda rol oynaması gibi belki de bu olayın, yani bu ekolojik koşulların oluştuğu her yerde yenebilecek kalitede zeytin tanesinin ortaya çıkması, insanı yenmelik zeytin üretmeye ya da bunun yollarını aramaya yöneltmiş olması hiç de uzak bir olasılık değildir. Ancak bu konuda elde somut kanıtların olmadığı da bir gerçektir.

hurma zeytin ile ilgili görsel sonucu

Şimdi konuya yani hurma zeytine dönecek olursak bu zeytinin yukarıda da söz edildiği gibi gerekli koşulların oluştuğu her yerde olabileceği bilinmekte. Bununla birlikte bu koşulların en çok geliştiği coğrafya ise genellikle Ege Denizi’ne uzanan yarımadalar ve bunların içinden de Urla-Çeşme-Karaburun Yarımadası. Burada hurma zeytinin bir diğer adı erken olgunlaştığı için olsa gerek, erkence. Yunanistan’da adı thruboela, Artvin yöresinde zeytin ağacının bir cinsi olan butko, hurma zeytin yaptığı için adı butko. Yarımadada ağacın zaman zaman sadece bir yanındaki zeytinler hurma olurken diğer yanı normal kalmakta. Bu ağaçlara ise halk arasında sünnetli ağaç denmekte. Ekim, Kasım ya da Aralık aylarında oluşan bu zeytinin piyasada kalış süresi ise en fazla bir ay. Bu süreden sonra hurma zeytin üzerine kuru tuz atılarak saklanmak ve tuzlu olarak tüketilmekte. Tuzsuz olduğu için özellikle tuzla ilgili sağlık problemi olanlarca İzmir ve çevresinde çok aranan hurma zeytin, zeytin yağı, Karaburun dağlarından koparılmış kekik otu ve nane ile işlenerek içki sofralarında meze olarak da tüketilmekte.

 

Evliya Çelebi, ünlü Seyahatnâme’sinde hurma zeytini şöyle anlatmakta:

 

“Amma bu şehrin zeytunı dahi taze iken sair meyve gibi ekmek ile tenavül olunur. Gûnagûn danedar ve iri ve yağlı zeytun olurkim aşlama tabir ederler. Bu gûne mor renk cevzi rumî kadar iri zeytunı var. Kemalin buldukta ağacından silküb âyânı vilayet birbirlerine hedaya gönderirler. Rub’u meskûnda naziri yoktur. Belki ‘Ve el tin ve zeytun’ âyeti bu zeytun hakkında nazil olmuş ola. Gayet leziz zeytundur. Ve bu şehir halkı bu makule mekavvî zeytunları tenavül etdüklerinden kesret üzre cima idüp olkadar evlâd ve ensabları var kim tabir olunmaz...” 

 

Anlaşıldığı kadarıyla Evliya’ya göre hurma zeytin cinsel gücü de arttırıyormuş!!!

Zeytin, zeytinin insanoğlu ile olan geçmişi ve özellikle hurma zeytinin tanıtılmaya çalışıldığı bu yazıyı, İzmir’in Urla-Çeşme-Karaburun Yarımadası’na okuyucuları davet ederek bitirmek istiyorum. Hem kim bilir belki Evliya Çelebi haklıdır. Denemek isteyenler Yarımada’nın hurmasından tadabilir, akşam deniz kıyısında yöreye özgü enginarlı akya balığını, rakı, çiporta, roka salatası ve hurma zeytinle beraber deneyerek buradan çok hoş duygularla ayrılabilirler.

 

Kaynaklar:

  • A.Ünal, Hititler-Etler ve Anadolu Uygarlıkları, Etbank Yay. Ankara-2000, s.217.

*Bu konuda daha fazla bilgi için hocamız Artun Ünsal’ın Ölmez Ağacın Peşinde adlı zeytin üzerine yazdığı, YKY tarafından yayınlanan ve Türkiye ekmekleri ile peynirlerinin anlatıldığı diğer kitaplarıyla birlikte üçlemeyi tamamlayan kitabına bakılabilir. Bu yazıyı, uzun bir süredir üzerinde arkeolojik araştırmalar yaptığım Karaburun Yarımadası’nın bu yönünü kitabında çok hoş bir biçimde aktaran Artun Ünsal’a ithaf ediyorum.

  • [2] Evliya Çelebi’den yapılan bu alıntı, yukarıda da belirtildiği gibi, Artun Ünsal’ın Ölmez Ağacın Peşinde adlı kitabının hurma zeytinin anlatıldığı kısmından alınmıştır.
Kösedere Köyü Karaburun İZMİR
www.hurmazeytin.com ©
X